Kurucu
February 28, 2026
19 min read
Dijital çağın getirdiği teknolojik imkanlar, eğitim süreçlerini dönüştürürken, hukuk sisteminin geleneksel kodlarını zorlayan yeni nesil ihlal türlerini de beraberinde getirmiştir. Bu rapor, lise düzeyindeki bir öğrencinin, okulun kurumsal web sitesinde yer alan öğretmen fotoğraflarını izinsiz olarak alıp, "Deepfake" (Derin Kurgu) teknolojisi kullanarak uygunsuz, müstehcen veya itibar zedeleyici görsellere dönüştürmesi ve bu içerikleri okul sınırları dışında dijital platformlarda paylaşması senaryosunu incelemektedir.
Rapor, konuyu sadece bir "öğrenci haylazlığı" olarak değil, çok katmanlı bir hukuki vaka olarak ele almaktadır. Analiz üç ana sütun üzerine inşa edilmiştir: (1) İdare Hukuku ve Disiplin Rejimi, öğrencinin okul dışı eylemlerinin okul düzenine etkisi ve disiplin yetkisinin sınırlarını; (2) Ceza Hukuku, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında oluşan çoklu suç yapısını ve suça sürüklenen çocuk (SSÇ) statüsünü; (3) Kişisel Verilerin Korunması Hukuku (KVKK), biyometrik veri güvenliği ve okul yönetiminin "hizmet kusuru"ndan doğan sorumluluğunu kapsamaktadır.
Vaka analizi sonucunda, fiilin okul dışında işlenmesine rağmen eğitim hizmetinin işleyişini ve kamu görevlisinin itibarını doğrudan hedef alması nedeniyle okulun disiplin yetkisinin tam olduğu; eylemin TCK kapsamında zincirleme suç hükümleriyle ağırlaşan bir yapı arz ettiği; ancak en kritik husus olarak, okul yönetiminin öğretmenlerin fotoğraflarını gerekli siber güvenlik tedbirlerini almadan yayımlayarak "veri sorumlusu" sıfatıyla ihmali bulunduğu tespit edilmiştir.
Hukuki analizin temellendirilebilmesi için suç aleti olan teknolojinin doğasının anlaşılması elzemdir. Deepfake, "deep learning" (derin öğrenme) ve "fake" (sahte) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş olup, Generative Adversarial Networks (Çekişmeli Üretici Ağlar - GAN) adı verilen yapay zeka mimarisini kullanır. Bu teknoloji, mevcut bir görüntü veya videodaki kişinin yüzünü, jestlerini ve mimiklerini analiz ederek hedef kişinin yüzünü başka bir bedene veya duruma entegre eder.
Deepfake teknolojisinin kökenleri 1997 yılına kadar uzanmaktadır. Bu tarihte bilgisayar grafikleri alanında çalışan araştırmacılar tarafından ses çıkışından yüz animasyonları üretebilen bir sistem geliştirilmiştir. 2001 yılında ise yüz eşleştirme ve izleme konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmiş, şekiller ile görüntülerin eşleştirilmesinde istatistiksel modellerin kullanımı yaygınlaşmıştır. 2016-2017 yıllarında ise tüketici düzeyindeki bilgisayarlarla deepfake içerikler üretilebilir hale gelmiş, bu teknolojinin erişilebilirliği artmıştır.
Deepfake oluşturma süreci temelde üç aşamadan oluşmaktadır: İlk aşamada hedef kişiye ait görüntü ve video kayıtlarından geniş bir veri kümesi toplanır. İkinci aşamada toplanan veriler üzerinde yapay sinir ağları eğitilir. Bu eğitim sırasında yüz tanıma teknolojisi kullanılarak kişinin göz, burun, ağız gibi temel yüz özellikleri tespit edilir ve yüz haritalama tekniği ile üç boyutlu bir model oluşturulur. Son aşamada ise algoritma oluşturduğu bu modeli kullanarak hedef kişinin hareketlerini taklit eden gerçekçi görüntüler veya videolar üretir. Günümüzde deepfake oluşturmada en yaygın kullanılan yöntemler otomatik kodlayıcı tabanlı sistemler (Autoencoders) ile üretken çekişmeli ağlar (GAN) olup, bu sistemler görüntü setlerini analiz ederek benzer kalitede yeni görüntüler oluşturabilme yeteneğine sahiptir.
Vakamızda öğrencinin eylemi basit bir "photoshop" montajından hukuken ayrışmaktadır. Geleneksel montajlarda sahtelik çıplak gözle anlaşılabilirken, Deepfake teknolojisi "inandırıcılık" üzerine kuruludur. Bu durum, mağdur öğretmenin itibarını zedeleyen etkinin (zararın) boyutunu artırmakta ve TCK kapsamındaki suçun manevi unsurunu (kastı) derinleştirmektedir. Ayrıca, Deepfake üretimi için hedef kişinin yüz biyometrisinin (yüz haritasının) çıkarılması gerekmektedir ki bu durum, eylemi doğrudan Biyometrik Veri İşleme kategorisine sokarak KVKK ihlalini tetikler.
Eğitim ortamında deepfake teknolojisinin kullanımı özellikle siber zorbalık bağlamında ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Yapılan araştırmalara göre 2019 yılında internet ortamında bulunan deepfake içeriklerin yaklaşık %96'sını müstehcen içerikler oluşturmaktadır. 2023 yılı itibariyle ise bu teknolojinin kullanım amaçları çeşitlenmiş; intikam, nefret, itibar zedeleme ve siber zorbalık gibi amaçlarla kullanımı kayda değer ölçüde artmıştır. Eğitim kurumlarında öğrencilerin öğretmenlerin görüntülerini manipüle ederek uygunsuz içerikler üretmesi bu teknolojinin eğitim ortamındaki en vahim kullanım örneklerinden biridir.
Deepfake tartışmalarıyla yakından ilgili olan, Türk eğitiminde yapay zeka kullanımına ilişkin veri gizliliği, algoritmik önyargı ve kurumsal sorumluluklar hakkında kapsamlı bir rehbere göz atın.
İncelenen senaryoda üç temel hukuki süje ve çatışan haklar bulunmaktadır:
Fail (Öğrenci): İfade özgürlüğü sınırlarını aşarak, teknolojiyi bir "siber zorbalık" ve "dijital şiddet" aracı olarak kullanmıştır. Reşit olmaması nedeniyle Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) kapsamında değerlendirilmelidir.
Mağdur (Öğretmen): Özel hayatın gizliliği, şeref ve haysiyetin korunması ve kişisel verilerin korunması hakları ihlal edilmiştir. Aynı zamanda bir kamu görevlisi olması, suçun niteliğini değiştirmektedir.
İdare (Okul Yönetimi): Hem disiplin soruşturmasını yürüten makam hem de verilerin güvenliğini sağlayamayan (hizmet kusuru şüphesi taşıyan) taraftır.
Okul yönetimlerinin bu tür vakalarda karşılaştığı en büyük tereddüt eylemin "okul saatleri dışında" ve "okul sınırları haricinde" (evde, kişisel bilgisayarda) gerçekleşmiş olmasıdır. İdare hukukunun yerleşik içtihatları ve mevzuat hükümleri bu tereddüdü "Eğitim Hizmetinin Sürekliliği ve Okul Düzeni" teorisi ile gidermektedir.
Geleneksel disiplin hukuku anlayışı okul duvarlarını yetki sınırı olarak kabul ederken; dijitalleşme ile birlikte Danıştay ve idari mahkemeler "etki alanı" kriterini benimsemiştir.
Bir fiilin disiplin cezasına konu olabilmesi için okulda işlenmesi şart değildir; fiilin sonuçlarının okul düzenini, eğitim barışını veya öğretmen-öğrenci ilişkisini zedelemesi yeterlidir. Danıştay 8. Dairesi'nin istikrar kazanan kararlarına göre, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar okul personelini hedef alıyorsa veya kurumun kurumsal kimliğini zedeliyorsa, idarenin disiplin yetkisi doğar.
Vakamızda öğrencinin ürettiği içerik öğretmenlerin otoritesini sarsıcı, onları öğrenciler nezdinde küçük düşürücü niteliktedir. Bu görüntülerin diğer öğrenciler arasında yayılması sınıf içi disiplini imkansız hale getireceğinden, eylem ile okul düzeninin bozulması arasında doğrudan ve güçlü bir illiyet bağı bulunmaktadır.
Mevzuat bilişim suçlarını disiplin hükümleri altına alarak okul idaresine açık bir yetki vermiştir. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 164. maddesi (veya güncel tasnifteki karşılığı) disiplin suçlarını ağırlıklarına göre sınıflandırır.
Öğrencinin eylemi, yönetmelikteki en ağır yaptırımları gerektiren fiiller kategorisindedir. Yönetmelikte bu tür eylemler şu şekilde karşılık bulur: Bilişim araçları ile yönetici ve öğretmenlere hakaret etmek veya saygısızca davranmak (Madde 164/2-k, değişik bentler) okuldan kısa süreli uzaklaştırma cezasını gerektirir. Bilişim araçları veya sosyal medya yoluyla ahlak dışı, şiddeti özendiren görüntülü içerik oluşturmak veya yaymak (Madde 164/2-ç, Değişik: RG-1/7/2015-29403) örgün eğitim dışına çıkarma ile; kişilerin rızası olmaksızın fotoğraf veya videolarını paylaşmak (Madde 158/l) ise okul değiştirme ile cezalandırılır.
Vakadaki "Deepfake ile uygunsuz görsel oluşturma" eylemi, doğrudan "ahlak dışı içerik oluşturmak ve yaymak" fiiline girdiğinden, okul idaresinin uygulaması gereken temel yaptırım "Örgün Eğitim Dışına Çıkarma" cezasıdır. Bu ceza, öğrencinin sadece o okuldan değil, örgün eğitim sisteminden çıkarılarak Açık Öğretim Lisesi'ne yönlendirilmesi sonucunu doğurur.
İdare mahkemeleri disiplin cezalarını denetlerken esastan önce usule bakar. Okul yönetiminin Deepfake gibi karmaşık bir vakada şu adımları eksiksiz atması şarttır:
Delil Tespiti ve Tutanak: Olayın öğrenildiği an içeriklerin varlığı bir tutanakla kayıt altına alınmalıdır. Ancak içerikler "müstehcen" ise (çocuk pornosu vb.) okul idaresi bu görüntüleri kendi şahsi telefonlarında saklamamalı, görüntülerin URL adreslerini tutanağa geçirmeli ve mümkünse "ekran görüntüsü" yerine noter onaylı e-tespit yoluna gitmelidir.
Muhakkik Görevlendirmesi: Okul müdürü olayı tarafsız bir gözle incelemesi için bir müdür yardımcısı veya öğretmeni "muhakkik" olarak atamalıdır.
Savunma Hakkının Kullandırılması: Anayasa'nın 129. maddesi gereği savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Öğrenciye isnat edilen suç (Deepfake üretimi ve yayımı) net bir dille anlatılmalı, savunma için en az 7 gün süre verilmelidir.
Psikolojik Değerlendirme (Rehberlik Raporu): Yönetmelik gereği disiplin kurulu toplanmadan önce Okul Rehberlik Servisi'nden öğrencinin genel durumu ve suça iten nedenler hakkında rapor alınması zorunludur. Bu raporun eksikliği mahkemelerde iptal sebebidir.
Kurul Kararı ve Onay: "Örgün eğitim dışına çıkarma" cezası Okul Öğrenci Ödül ve Disiplin Kurulu tarafından teklif edilir, ancak karar İl/İlçe Öğrenci Disiplin Kurulu tarafından onaylanarak kesinleşir. Okul müdürlüğü tek başına bu cezayı veremez.
Sektördeki gelişmeleri Genesis Hukuk'tan takip etmek ve eğitim sektöründe uzman avukatların sektör analizlerinden öncelikli haberdar olun.
Okul disiplin süreci idari bir yaptırım iken eylemin ağırlığı adli makamların (Cumhuriyet Başsavcılığı) müdahalesini zorunlu kılar. TCK 279. madde uyarınca kamu görevlisi olan okul idarecileri görevleri sırasında öğrendikleri suçu bildirmekle yükümlüdür. Bildirmemek idareci açısından ayrı bir suçtur.
Failin eylemi, TCK sistematiğinde tek bir fiille birden fazla suçun oluşmasına (Fikri İçtima - TCK m. 44) sebebiyet vermektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre bir kişinin görüntüsünün rızası dışında kaydedilmesi veya teknolojik yöntemlerle değiştirilerek (Deepfake) kullanılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.
Sahtelik Savunması: Öğrencinin "Bu görüntü gerçek değil, montaj olduğu belli" savunması hukuken geçersizdir. Yargıtay, kurgu da olsa kişinin mahremiyet alanına giren, onu istenmeyen bir durumda gösteren görüntüleri bu kapsamda değerlendirir.
Nitelikli Hal (TCK 134/2): Görüntülerin internet ortamında yayımlanması (ifşa), suçun temel şekline göre cezanın artırılmasını gerektirir. Cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir.
Öğretmenlerin yüz fotoğrafları, onları tanımlayan temel biyometrik verilerdir.
Suçun Oluşumu: Öğrencinin bu fotoğrafları okul web sitesinden indirmesi (erişimi yasal olsa bile), bu verileri farklı bir amaçla (veri işleme amacı dışında) işlemesi ve Deepfake videosuna dönüştürerek yayması, TCK 136 kapsamındaki "Verileri hukuka aykırı yayma" suçunu oluşturur.
Yargıtay Yaklaşımı: Sosyal medyada (Facebook, Instagram vb.) herkese açık paylaşılan fotoğrafların dahi sahibinin rızası dışında alınıp başka bir mecrada kullanılması suç kabul edilmektedir. Okul sitesindeki "kamusal erişim" öğrenciye "işleme ve manipüle etme" hakkı vermez.
Vakanın en vahim boyutu, üretilen görüntülerin "uygunsuz" olmasıdır. Eğer bu uygunsuzluk pornografik nitelik taşıyorsa TCK 226 devreye girer.
Kurgu Müstehcenlik: TCK 226, sadece gerçek görüntüleri değil, "yazı, ses veya görüntü" yoluyla üretilen müstehcen ürünleri de cezalandırır. Deepfake pornografisi bu madde kapsamındadır.
Çocukların Kullanılması (TCK 226/3): Eğer öğrenci, videoda öğretmenin yüzünü bir çocuk bedeni üzerine monte etmişse veya videoda başka öğrenciler de varsa, suç "Çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri üretmek" şekline dönüşür. Bu suçun cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapis olup, şikayete tabi değildir ve uzlaşma kapsamında değildir.
Görüntüler müstehcen olmasa bile, öğretmeni komik, aşağılayıcı veya onur kırıcı bir durumda gösteriyorsa (örneğin sarhoş, suç işlerken vb.), "Görüntülü bir iletiyle hakaret" suçu oluşur.
Kamu Görevlisine Karşı Suç: Mağdur öğretmen olduğu için suç TCK 125/3-a gereği "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı" işlenmiş sayılır. Bu durumda suç şikayete tabi olmaktan çıkar, savcılık resen soruşturur.
Aleniyet: İnternet üzerinden paylaşım, TCK 125/4 uyarınca "aleniyet" unsurunu gerçekleştirir ve ceza 1/6 oranında artırılır.
Eğitim ortamında deepfake teknolojisinin en vahim kullanım biçimlerinden biri müstehcen içeriklerin tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılmasıdır. Öğrencinin öğretmenin görüntüsünü kullanarak ürettiği müstehcen deepfake içeriği öğretmeni tehdit etmek veya şantaj yapmak amacıyla kullanması halinde TCK'nın 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçu veya 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçu oluşur.
Müstehcen deepfake içerikler özellikle eğitim ortamında öğretmen-öğrenci ilişkisini manipüle etmek, öğretmeni sessiz kalmaya zorlamak veya belirli davranışlar sergilemeye mecbur bırakmak amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Bu durumda içeriğin müstehcen niteliği tehdit veya şantajın ağırlığını artıran bir unsur olarak değerlendirilir.
Deepfake teknolojisi eğitim ortamında öğrencilerin öğretmenler hakkında sahte suç isnat etmesi için de kullanılabilir. Öğrencinin öğretmenin görüntüsünü manipüle ederek öğretmenin suç işlediğini gösteren sahte videolar üretmesi ve bunları yetkili makamlara sunması halinde TCK'nın 267/2. maddesinde düzenlenen iftira suçu veya 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma fiili oluşur.
Bu tür vakalarda deepfake içeriğin gerçekçiliği nedeniyle soruşturma makamlarının yanıltılması riski yüksektir. Öğrencinin işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak şekilde uydurması suç uydurma fiilini oluşturur.
Eğitim kurumlarının bilişim sistemlerine yetkisiz erişim sağlayarak öğretmen fotoğraflarını elde etmek veya bu sistemleri bozmak suretiyle veri çalmak, TCK'nın 243. maddesinde düzenlenen "Bilişim sistemine hukuka aykırı girme" ve 244. maddesinde düzenlenen "Bilişim sistemini bozma" suçlarını oluşturur.
Öğrencinin okulun bilişim sistemine yetkisiz olarak girerek öğretmen fotoğraflarını çalması veya sistemdeki verileri yok etmesi bu suçların tipik örnekleridir. Deepfake üretimi için gerekli verilerin bu yollarla elde edilmesi suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak değerlendirilebilir.
Deepfake teknolojisinin suç işlemek amacıyla kullanılması durumunda, bu teknolojiyi içeren yazılımların imal edilmesi, ithal edilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, kabul edilmesi, depolanması, satılması, satışa arz edilmesi, satın alınması, başkalarına verilmesi veya bulundurulması halinde TCK'nın 245/A maddesinde düzenlenen "Yasak program bulundurma" suçu oluşur.
Eğitim ortamında öğrencinin deepfake üretmek amacıyla bu tür yazılımları bulundurması veya kullanması bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Özellikle müstehcen içerik üretmek veya tehdit/şantaj yapmak amacıyla bu teknolojinin kullanılması suçun oluşması için yeterlidir.
Eğitim ortamında deepfake kullanımıyla işlenen suçlar genellikle tek bir fiille birden fazla suçun oluşmasına neden olur. TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralına göre fail tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verirse bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Örneğin öğrencinin öğretmenin görüntüsünü kullanarak müstehcen deepfake üretmesi ve bunu tehdit aracı olarak kullanması halinde hem müstehcenlik suçu (TCK m. 226) hem de tehdit suçu (TCK m. 106) oluşur. Bu durumda fikri içtima kuralı uygulanır ve fail en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Aynı suçun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda birden fazla kez işlenmesi durumunda ise TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanır. Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suçlar ise bileşik suçlar olup TCK'nın 42. maddesinde düzenlenmektedir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Lise öğrencisi (15-18 yaş grubu), 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) hükümlerine tabidir.
Soruşturma Usulü: İfade alma işlemi sadece Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat yapılır, kolluk (polis) ifade alamaz.
Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Mahkeme aşamasında, çocuğun aile yapısı ve suça iten nedenleri analiz eden bir sosyal inceleme raporu alınması zorunludur.
Yaş Küçüklüğü İndirimi: TCK 31/3 maddesi gereği, 15-18 yaş grubundaki çocukların cezalarında 1/3 oranında indirim yapılır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB): Eğer öğrencinin sabıkası yoksa ve ceza miktarı (indirimlerle) 2 yılın altına düşerse, mahkeme HAGB kararı vererek çocuğu denetimli serbestliğe tabi tutabilir.
Türk okullarında özel kategorideki kişisel verilerin yönetimine daha derinlemesine bir bakış atın; KVKK kapsamında riskler, güvenlik ve uyumluluk stratejilerini, özellikle biyometrik veri konularıyla doğrudan ilgili olarak ele alın.
Vakanın genellikle gözden kaçan ancak okul yönetimini doğrudan mali ve hukuki sorumluluk altına sokan boyutu 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ihlalleridir. Burada sadece öğrenci değil okul yönetimi de sanık sandalyesindedir.
KVKK'nın 6. maddesi, biyometrik verileri "Özel Nitelikli Kişisel Veri" olarak tanımlar. Her ne kadar vesikalık fotoğraf tek başına biyometrik veri sayılmasa da, Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2020/167 sayılı kararı (Spor Salonu Giriş-Çıkışları) emsal niteliğindedir. Kurul, bir verinin kimlik doğrulama veya benzersiz tanımlama amacıyla teknik işlemden geçirilmesini biyometrik veri işleme olarak kabul eder.
Deepfake teknolojisi, fotoğraftaki yüzü analiz ederek (facial mapping), göz bebekleri arası mesafe, burun yapısı gibi benzersiz verileri çıkarır. Dolayısıyla, okul sitesindeki fotoğrafın Deepfake amacıyla kullanılması, biyometrik verinin işlenmesi faaliyetidir. Okul yönetimi, bu veriyi "ham madde" olarak sunan taraftır.
Deepfake teknolojisinin kullanımında kişilerin ses ve görüntüleri doğrudan kullanılmamakta, bu verilerden yalnızca yüz haritalaması için yararlanılmaktadır. Yüz haritalamada kullanılan biyometrik verilerin kişisel veri niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Ancak bu veriler kullanılarak elde edilen deepfake içeriklerin her birinin kişisel veri sayılıp sayılmayacağı konusunda değerlendirme yapılırken içeriğin kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişiye ilişkin bilgileri içerip içermediği dikkate alınmalıdır.
Eğitim bağlamında okul web sitesinde yayımlanan öğretmen fotoğrafları her ne kadar alenileştirilmiş veriler olsa da bu verilerin deepfake oluşturmada kullanılması veri sahibinin (öğretmenin) alenileştirme iradesine aykırı bir kullanımdır. Zira öğretmen fotoğrafının web sitesinde yayımlanmasına rıza gösterirken bu görüntünün manipüle edilerek uygunsuz içerikler üretilmesinde kullanılacağını öngörmesi beklenemez. Bu durum KVKK'nın 5. maddesinde düzenlenen "işleme amacına uygunluk" ilkesine aykırılık teşkil eder.
Okul yönetimi KVKK nezdinde "Veri Sorumlusu"dur. Kanun'un 12. maddesi veri sorumlusuna "Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek" ve "Verilere hukuka aykırı erişilmesini önlemek" için her türlü teknik ve idari tedbiri alma yükümlülüğü getirir.
Vaka Analizinde İdarenin Kusurları:
Ölçülülük İlkesine Aykırılık (KVKK m. 4): Öğretmenlerin fotoğraflarının web sitesinde yayımlanması "gerekli" midir? Öğretmenin isminin sitede olması veli bilgilendirmesi için yeterliyken yüz fotoğrafının (üstelik Deepfake yapılabilecek kalitede) herkese açık yayımlanması "veri minimizasyonu" ilkesine aykırıdır.
Teknik Tedbir Yetersizliği: Okul yönetimi fotoğrafların indirilmesini engelleyecek (sağ tık yasağı, üzerine şeffaf katman ekleme) veya manipülasyonu zorlaştıracak (fligran/watermark kullanımı, düşük çözünürlük) tedbirleri almamıştır.
Açık Rıza Sorunu: Öğretmenlerden fotoğraflarının web sitesinde yayımlanması için "aydınlatılmış açık rıza" alınmış mıdır? Genellikle MEB okullarında bu rıza matbu formlarla alınır, ancak rıza metninde "fotoğrafınızın güvenliği sağlanamayabilir" ibaresi yer almaz, bu da rızayı sakatlayabilir.
Sonuç: Okul yönetimi gerekli siber güvenlik tedbirlerini almayarak ve ölçüsüz veri paylaşımı yaparak KVKK 12. maddeyi ihlal etmiştir. Kurul okula (veya bağlı olduğu Bakanlığa) idari para cezası kesemese de (kamu kurumu olduğu için) disiplin hükümlerinin işletilmesi için ilgili birime bildirimde bulunur ve durumu ilan eder.
Mağdur öğretmenlerin zararlarının tazmini için hukuk sistemimizde iki ayrı kanal bulunmaktadır: İdareye karşı tam yargı davası ve öğrenci/velisine karşı tazminat davası.
İdare Hukuku ilkelerine göre, idare (okul/MEB), personelini korumak ve sunduğu hizmetin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.
Hizmet Kusuru Tezi: Mağdur öğretmenler İdare Mahkemesi'nde açacakları davada şu tezi savunabilirler: "İdare benim fotoğrafımı korumasız bir şekilde internete koyarak bu saldırının teknolojik altyapısını sağlamıştır. Eğer idare fotoğrafımı sadece şifreli veli paneline koysaydı veya hiç koymasaydı öğrenci bu veriye ulaşamayacaktı."
Danıştay Yaklaşımı: Danıştay idarenin bilişim sistemlerindeki güvenlik açıklarından doğan zararlarda idareyi kusurlu bulmaktadır. Bu durumda mahkeme idarenin öğretmene manevi tazminat ödemesine hükmedebilir. İdare ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu olan öğrenci velisine veya ihmali olan okul müdürüne rücu eder.
Öğretmenler, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde öğrenci ve velisine karşı haksız fiil tazminatı davası açabilir.
Ev Başkanının Sorumluluğu (TMK m. 369): Türk Medeni Kanunu gereği aile başkanı (veli) küçüğün verdiği zararlardan sorumludur. Veli "gözetim yükümlülüğünü" yerine getirdiğini ispatlayamazsa (ki evdeki bilgisayardan işlenen bir suçta bu ispat çok zordur) tazminattan sorumlu tutulur.
Tazminat Miktarı: Mahkeme olayın yayılma hızı, öğretmenin toplum içindeki statüsü, duyduğu elem ve ızdırap ile görüntülerin niteliğini (müstehcenlik varsa miktar artar) dikkate alarak manevi tazminat belirler.
Deepfake içeriklerin üretilmesi ve yayılması sırasında öğrencinin elde ettiği ekonomik kazançların da tazminat kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer öğrenci ürettiği deepfake içerikleri sosyal medya platformlarında (YouTube, TikTok, Instagram vb.) paylaşarak reklam gelirleri elde etmişse veya takipçi sayısında artış sağlamışsa bu kazançların mağdur öğretmene devredilmesi gündeme gelir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 530. maddesinde düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümleri bu durumda uygulama alanı bulur. Zira öğrenci ile öğretmen arasında sözleşmesel bir bağ bulunmadığı gibi öğrencinin öğretmen adına ve menfaatine bir hukuki işlem yapma niyeti de yoktur. Aksine öğrenci öğretmenin bilgi ve onayı olmaksızın ve öğretmenin aleyhine hareket etmektedir. Bu sebeple öğrencinin eylemleri sonucu elde ettiği ekonomik kazançların (örneğin yayımlanan içerikten elde edilen reklam gelirleri, takipçi sayısındaki artış, platform ödemeleri vb.) öğretmene devredilmesi gerekmektedir.
Bu durum "gerçek olmayan vekaletsiz iş görme" kavramı çerçevesinde değerlendirilir. Zira öğrenci öğretmenin kişilik haklarını ihlal ederek elde ettiği kazançları öğretmenin rızası olmadan kullanmıştır. Mahkeme bu kazançların tespiti ve devri konusunda platform sağlayıcılarından bilgi talep edebilir ve öğrencinin mali kayıtlarını inceleyebilir.
Hukuki süreçler devam ederken, en acil eylem görüntülerin internetten temizlenmesidir. 5651 sayılı Kanun, bu konuda hızlı mekanizmalar öngörür.
Deepfake içerik "kişilik haklarının ihlali" niteliğinde olduğundan mağdur öğretmenler doğrudan Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurabilir.
Hız: Hakimlik talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar.
Uygulama: Karar Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne (ESB) gönderilir ve 4 saat içinde erişim engellenir. Eğer içerik bir sosyal medya platformundaysa (X, Instagram) mahkeme kararı bu platformlara da tebliğ edilir.
Dijital içerikler anında silinebilir. Okul yönetiminin veya öğretmenin aldığı basit ekran görüntüleri (screenshot) mahkemelerde "manipüle edilebilir" olduğu gerekçesiyle delil olarak reddedilebilir.
Bu nedenle içerikler silinmeden önce Türkiye Noterler Birliği'nin "E-Tespit" hizmeti kullanılarak ilgili URL'deki içeriğin varlığı zaman damgası ile hukuken geçerli bir delil haline getirilmelidir.
Deepfake teknolojisinin eğitim kurumlarında disiplin süreçlerinde delil olarak kullanımı ciddi riskler barındırmaktadır. Gerçeğiyle ayırt edilemeyecek derecede iyi hazırlanan deepfake içerikler okul idaresinin disiplin kararlarında veya adli makamların soruşturmalarında yanıltıcı delil olarak kullanılabilir. Eğitim kurumlarında öğrencilerin öğretmenler hakkında sahte suç isnat etmek veya disiplin süreçlerini manipüle etmek amacıyla deepfake içerikler üretmesi ve bunları delil olarak sunması riski bulunmaktadır.
Bu risklere karşı okul idarelerinin delil toplama süreçlerinde dikkatli olması gerekmektedir. Deepfake tespit araçları (Sensity AI, Deepware vb.) mevcut olsa da bu araçların profesyonel nitelikte olmaması ve her zaman güvenilir sonuçlar vermemesi nedeniyle eğitim kurumlarının delil toplama süreçlerinde ekstra özen göstermesi şarttır. Özellikle disiplin kurullarında sunulan görüntü veya video delillerinin gerçekliğinin doğrulanması deepfake teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte daha da önem kazanmıştır.
Olayın üzerinden zaman geçtikten sonra dahi, öğretmenin ismi aratıldığında bu haberlerin veya görsellerin çıkmaması için Arama Motorlarına (Google, Yandex) başvurularak "Unutulma Hakkı" kapsamında indekslerin temizlenmesi talep edilmelidir.
Bu vaka teknolojinin hukuktan daha hızlı ilerlediği ancak hukukun temel prensiplerinin (kusur, zarar, illiyet) hala geçerli olduğu hibrit bir senaryodur. Lise öğrencisinin eylemi disiplin hukukunda "okuldan atılmayı", ceza hukukunda "hapis cezasını" (yaş indirimiyle birlikte), özel hukukta ise "yüklü tazminatları" tetikleyen ağır bir suçtur. Ancak en önemli bulgu okul yönetiminin "dijital ihmalkarlığının" da bu süreçte hukuki bir sorumluluk doğurduğudur.
Kurumlar İçin Yol Haritası:
Web sitesi yönetimi: Öğretmenlerin fotoğrafları halka açık alandan kaldırılmalı, sadece isim listesi veya kurumsal iletişim bilgisi bırakılmalıdır. Fotoğraflar yayımlanacaksa indirilmesini engelleyecek teknik tedbirler (sağ tık yasağı, şeffaf katman) ve manipülasyonu zorlaştıracak önlemler (watermark, düşük çözünürlük) alınmalıdır. Hukuki dayanak: KVKK m. 4 (Ölçülülük İlkesi), KVKK m. 12 (Teknik Tedbirler).
Kriz yönetimi: Olay anında "E-Tespit" yapılmalı, içerikler idarecilerin telefonlarında değil güvenli dijital ortamda saklanmalıdır. Deepfake tespit araçları (Sensity AI, Deepware vb.) kullanılabilir ancak bu araçların profesyonel nitelikte olmadığı ve her zaman güvenilir sonuçlar vermeyebileceği unutulmamalıdır. Hukuki dayanak: TCK m. 226 (Suç Eşyası).
Platform işbirliği: Müstehcen veya itibar zedeleyici deepfake içeriklerin sosyal medya platformlarında (YouTube, TikTok, Instagram, X/Twitter) yayılması durumunda platform sağlayıcılarına başvurularak içeriğin kaldırılması talep edilmelidir. Google ve Microsoft gibi arama motorlarına da müstehcen içeriklerin arama sonuçlarından çıkarılması için başvurulabilir. Hukuki dayanak: 5651 Sayılı Kanun m. 6, 8, 8A.
Delil doğrulama: Disiplin süreçlerinde sunulan görüntü veya video delillerinin gerçekliği mutlaka doğrulanmalıdır. Deepfake teknolojisinin yaygınlaşması nedeniyle öğrencilerin öğretmenler hakkında sahte suç isnat etmek amacıyla deepfake içerikler üretme riski göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuki dayanak: Ceza Muhakemesi Hukuku — Delil Serbestisi İlkesi.
Disiplin süreci: "Okul dışı" savunmasına itibar edilmemeli, Danıştay kararları dayanak gösterilerek "kurum düzenini bozma" gerekçesiyle işlem yapılmalıdır. Hukuki dayanak: MEB Ortaöğretim Yön. Madde 164.
Eğitim: Öğrencilere "Dijital Ayak İzi" ve "Siber Zorbalığın Hukuki Sonuçları" konulu zorunlu seminerler verilmelidir. Deepfake teknolojisinin hukuki sonuçları ve eğitim ortamında kullanımının cezai yaptırımları hakkında bilgilendirme yapılmalıdır. Hukuki dayanak: Önleyici Hukuk.
Sonuç olarak okul yönetimi sadece disiplin cezası veren bir "yargıç" konumunda değil aynı zamanda verileri koruyamayan bir "sanık" konumunda olabileceğini unutmamalıdır. Deepfake ile mücadele sadece öğrenciyi cezalandırmakla değil veriyi (fotoğrafı) kaynağında korumakla başlar.
Eğitim hukuku ve dijital risklerde hukuki danışmanlık alın. Genesis Hukuk